Hoş Geldiniz: Kulvardaki Hayat
Belki bu satırları, çocuğunuzu ilk kez yüzme kursuna yazdırmayı düşünürken okuyorsunuz…
Belki yıllardır sabahın erken saatlerinde havuzun yolunu tutuyor, tribünde nefesinizi tutarak yarışları izliyorsunuz…
Belki de milli takım hayali kuran bir sporcunun annesi, babası ya da sadece yüzme sporuna gönül vermiş birisiniz.
Sebebiniz ne olursa olsun…
Hoş geldiniz.
Biz, biri 18, diğeri 14 yaşında iki milli yüzücünün anne ve babasıyız.
Buse Melek ve Umut Aras…
Bu blog bir “başarı hikâyesi” değil; başarıya giden yolda yaşananların hikâyesidir. Çünkü biz, en değerli madalyaların boyunda değil; karakterde, sabırda ve vazgeçmemeyi öğrenen yüreklerde taşındığına inanıyoruz.
Yıllardır hayatımızı antrenman saatlerine göre planlıyor, yarış takvimleriyle yaşıyor, okul ile sporu birlikte yürütmeye çalışıyoruz. Bazen kilometrelerce yol gidiyor, bazen saatlerce havuz kenarında bekliyor, bazen de dünyanın farklı ülkelerinde tribünden çocuklarımızı destekliyoruz.
Bunun yanında ikimiz de kendi mesleklerimizi sürdüren, profesyonel iş hayatının içinde olan insanlarız. Bu yüzden yarışlarda, havuz bahçelerinde ya da otel lobilerinde dizüstü bilgisayarlarımızla çalışırken veya bir toplantıya bağlanırken bizi görenleriniz mutlaka olmuştur. Sporcu velisi olmak ile iş hayatını birlikte yürütmenin nasıl bir denge gerektirdiğini biz de yıllar içinde yaşayarak öğrendik.
Dışarıdan bakıldığında çoğu zaman sadece madalyalar, kupalar ve başarı fotoğrafları görülüyor.
Oysa o başarıların arkasında sabahın ilk ışıklarıyla başlayan antrenmanlar, kaçırılan tatiller, geride bırakılan arkadaş buluşmaları, uzun yolculuklar, sakatlıklar, hastalıklar, hayal kırıklıkları, yeniden ayağa kalkmalar, fedakârlıklar ve hiç bitmeyen bir emek var.
İşte bu blog, tam da o görünmeyen tarafı anlatmak için doğdu.
Burada sadece dereceleri konuşmayacağız.
Bazen çok güzel geçen bir yarışın perde arkasını paylaşacağız.
Bazen istediğimiz gibi sonuçlanmayan bir günün bize neler öğrettiğini anlatacağız.
Milli takım süreçlerini, kamp dönemlerini, yurt dışı yarışlarını, seyahat hazırlıklarını, beslenmeyi, sporcu psikolojisini, okul ile spor arasındaki dengeyi ve aile olarak yaşadığımız deneyimleri samimiyetle paylaşacağız.
Çünkü biliyoruz ki bazen tek bir cümle, küçük bir tavsiye ya da “Biz de aynı yollardan geçtik.” diyen bir hikâye, başka bir ailenin yolunu aydınlatabiliyor.
Bu blogda kendi hikâyemizi anlatacağız.
Siz ise belki kendi kalbinize dokunan satırları, size iyi gelecek deneyimleri ya da yolculuğunuzda işinize yarayacak küçük ayrıntıları alacaksınız.
Yıllar boyunca spor hayatımızda bize destek olan, yolumuzu kesiştiren pek çok kulübün, kurumun, organizasyonun, antrenörün, sağlık profesyonelinin ve değerli insanın adı bu yazılarda mutlaka geçecek.
Bunu yaparken amacımız hiçbir kişi ya da kurumu yüceltmek ya da eleştirmek değildir. Aynı şekilde herhangi bir ürünün, markanın ya da hizmetin reklamını yapmak gibi bir niyetimiz de yoktur.
Burada paylaşacağımız her şey, tamamen kendi yaşadıklarımızın, gözlemlerimizin ve deneyimlerimizin bir yansımasıdır.
Hayatımızı kolaylaştıran, çocuklarımıza katkı sağladığını düşündüğümüz uygulamaları, ürünleri ve yöntemleri yalnızca bilgi paylaşımı amacıyla sizlerle paylaşacağız.
Çünkü her sporcu farklıdır.
Her aile farklıdır.
Her yolculuk farklıdır.
Bizim yaşadıklarımız herkes için tek doğru olmayabilir.
Ama belki bir kısmı sizin yolculuğunuza da ışık tutabilir.
Bu blogda zaman zaman sevineceğiz.
Bazen üzüleceğiz.
Bazen birlikte gururlanacağız.
Bazen de “Keşke bunu bize yıllar önce biri söyleseydi.” diyeceğimiz deneyimleri paylaşacağız.
Çünkü inanıyoruz ki bilgi paylaşıldıkça çoğalır, deneyim paylaşıldıkça değer kazanır.
Eğer bir gün bu satırlar sayesinde bir anne ya da baba kendini yalnız hissetmezse…
Bir sporcu vazgeçmek yerine mücadele etmeyi seçerse…
Ya da bir aile, kendi yolculuğuna daha umutla devam ederse…
İşte o zaman bu blog amacına ulaşmış olacak.
Bu uzun yolculukta bizimle olduğunuz için teşekkür ederiz.
Kulvarın sadece görünen tarafını değil, perde arkasındaki gerçek hayatı da birlikte paylaşacağız.
Bu blogda okuyacağınız hikâyelerin tamamı yaşanmış gerçek olaylardan oluşuyor.
Bazıları mutlu sonla bitecek.
Bazıları ise bize sadece yeni dersler bırakacak.
Ama hepsinin ortak bir noktası olacak: Gerçek olmaları.
Hoş geldiniz…
Bu hikâye bizimle başladı.
Belki bundan sonra biraz da sizin hikâyeniz olacak.
Sevgiyle,
Buse Melek ve Umut Aras’ın Anne ve Babası
“Kulvarda çocuklarımız, tribünde biz… Aynı hayalin peşinde.”