Yıllar Sonra Defne Kurt’u İzlerken…

Pazar akşamı Avrupa Şampiyonası’nda Defne Kurt’un 100 metre serbest para yüzme finalini izlerken açıkçası biraz farklı duygular içindeydim.

Çünkü Defne Kurt bizim için tamamen yabancı bir isim değildi.

Buse Melek’in Galatasaray Spor Kulübü’nde yüzdüğü yıllarda Defne de Galatasaray’da yüzüyordu. Defne, Buse Melek’ten büyüktü tabii ama aynı kulübün sporcularıydılar ve biz de onu o yıllardan biliyorduk.

Sonra bir gün Defne’nin çok ciddi bir trafik kazası geçirdiğini öğrendik.

O günü ve ne kadar üzüldüğümüzü hâlâ hatırlıyorum.

Havuzda görmeye alıştığınız, spor yapan, yarışan, önünde uzun bir hayat olduğunu düşündüğünüz genç bir insanın başına böyle bir şey geldiğini duymak gerçekten çok kötüydü.

Anne baba olunca insan bu tür haberleri ister istemez biraz daha farklı karşılıyor sanırım. Bir başkasının çocuğunun başına gelen kötü bir şeyi duyduğunuzda aklınızdan kendi çocuğunuz da geçiyor.

Defne’yle ya da ailesiyle yakın bir ilişkimiz yoktu. Ama aynı kulüpte yüzdüğünüz, adını bildiğiniz, havuzda gördüğünüz bir sporcunun başına böyle bir şey gelince çok üzülüyorsunuz.

Kazanın ne kadar ciddi olduğunu öğrendikçe üzüntümüz daha da artmıştı.

Açıkçası o günlerde Defne’nin bir gün yeniden yarış havuzuna döneceğini, dünya şampiyonlukları kazanacağını ve yıllar sonra onu Avrupa şampiyonu olurken izleyeceğimizi düşünmek aklımızın ucundan bile geçmezdi.

Sonra yıllar geçti.

Çocuklar büyüdü, kulüpler değişti. Yarışlar, kamplar, antrenmanlar derken hayat devam etti. Ben de Defne’nin sonrasında yaşadıklarını çok yakından takip ettiğimi söyleyemem.

Ta ki adını yeniden yüzme sonuçlarında görmeye başlayana kadar.

Defne Kurt Zaten Bir Yüzücüydü

Defne’nin hikâyesini tekrar okumaya başlayınca özellikle altını çizmek istediğim bir şey oldu.

Defne yüzmeye kazadan sonra başlamadı.

O zaten bir yüzücüydü.

9 yaşında yüzmeye başlamış, küçük yaşlardan itibaren Türkiye rekorları kırmış, uluslararası yarışlarda yüzmüş ve milli takım seviyesine kadar gelmişti.

2014 yılında henüz 13 yaşındayken Türkiye’yi Doha’daki Dünya Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası’nda temsil etmişti.

Sonra 2023 yılında geçirdiği trafik kazası hayatını tamamen değiştirdi. Kazada omurgası kırıldı ve sonrasında oldukça zor bir iyileşme süreci yaşadı.

Bir zamanlar milli takım seviyesinde yüzmüş bir sporcunun hayatında yüzmenin bir anda bu şekilde kesilmesinin nasıl bir duygu olduğunu tahmin etmek gerçekten zor.

Ama bir süre sonra Defne yeniden suya döndü.

Bu kez para yüzmede.

Benim burada en çok düşündüğüm şey ise sadece yeniden yüzmeye başlaması değil.

Yeniden yarışmak istemesi.

Çünkü yıllardır yüzmenin içinde olan çocukları izleyince insan şunu çok iyi anlıyor: Yüzmeyi sevmek başka, yarışmacı yüzücü olmak gerçekten başka bir şey.

Her gün antrenmana gitmek, aynı şeyleri tekrar tekrar yapmak, yorulmak, bazen istediğiniz dereceyi yüzememek ve ertesi gün yeniden havuza girmek…

Bir de bütün bunlardan sonra tekrar başlangıç taşına çıkıp kronometreyle yarışmayı istemek var.

Defne bütün bunlara yeniden başlamış.

Üstelik dönüşü de öyle bir anda olmamış.

Kendi anlatımına göre profesyonel yüzmeye dönerken ilk başlarda haftada sadece bir su antrenmanı yapıyormuş. Sonra bunu haftada ikiye çıkarmış.

Hatta o dönemde kendisine:

“Haftada bir antrenmanla nasıl dünya şampiyonu olacaksın?”

diye sorulduğunu anlatıyor.

Bugün bu cümleyi okuyunca insan ister istemez gülümsüyor.

Çünkü sonrasını artık biliyoruz.

Sonra Singapur…

2025 Dünya Para Yüzme Şampiyonası’nda Defne’nin adını yeniden çok daha sık duymaya başladık.

Üstelik bu onun ilk Dünya Para Yüzme Şampiyonası’ydı.

Bir altın geldi.

Sonra bir tane daha…

Sonra bir tane daha derken şampiyona bittiğinde 5 yarışta 5 altın madalya vardı.

50 metre serbest, 200 metre bireysel karışık, 100 metre kelebek, 100 metre serbest ve 100 metre sırtüstü.

Beşinde de dünya şampiyonu.

Hatta 100 metre kelebekte 1:03.91 ile Avrupa rekoru kırmıştı.

O sonuçları gördüğümde yıllar önce aldığımız kaza haberini hatırlamamak mümkün değildi.

Bir taraftan da Defne’nin hikâyesini sadece “kaza geçirdi ve yeniden yüzdü” diye anlatmanın ona biraz haksızlık olacağını düşünüyorum.

Çünkü yeniden havuza girmek başka bir şey, dünyanın en iyileri arasına girip beş kez dünya şampiyonu olmak bambaşka bir şey.

Bir dönem haftada bir su antrenmanıyla başlayan o dönüşün sonunda beş dünya şampiyonluğu var.

Bunun arkasında nasıl bir emek olduğunu yüzmenin içinde olan herkes az çok tahmin edebilir.

Ve Yıllar Sonra Paris…

Günlerdir Avrupa Şampiyonası’nı izliyoruz.

Milák, Marchand, Popovici, Curtis ve daha birçok büyük yüzücüyü aynı havuzda seyrettik.

Bu şampiyonanın benim çok hoşuma giden başka bir özelliği de para yüzme yarışlarının ilk kez Avrupa Aquatics Şampiyonası programına dahil edilmiş olması.

Aynı organizasyon, aynı havuz, aynı tribünler…

Ve pazar akşamı Türkiye adına o havuzda yarışan isimlerden biri Defne Kurt’tu.

Aslında bir gün önce 50 metre serbestte 27.13 ile Avrupa ikincisi olmuştu.

Pazar akşamı ise 100 metre serbest finalindeydi.

Defne duvara dokunduğunda tabelada:

59.21

yazıyordu.

Avrupa Şampiyonu.

Gerçekten çok sevindim.

Ama sanırım sevincimin içinde biraz da geçmiş vardı.

Bir anda Buse Melek’in Galatasaray’da yüzdüğü yıllar geldi aklıma.

Sonra Defne’nin kaza haberini aldığımız gün…

O zaman ne kadar üzüldüğümüz…

Ve şimdi aynı ismi ekranda görüyordum.

59.21 – Avrupa Şampiyonu.

İnsan ister istemez duygulanıyor.

Yıllar önce o kötü haberi duyduğumuzda hissettiğimiz üzüntüyü düşününce, bugün Defne’yi yeniden havuzda ve Avrupa’nın zirvesinde görmek gerçekten çok güzeldi.

Belki de beni en çok etkileyen buydu.

Bir zamanlar Buse Melek’le aynı kulübün havuzlarında gördüğümüz Defne’yi, yıllar sonra televizyonda Avrupa şampiyonu olurken izlemek…

Tebrikler Defne.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir